Gençlerin politikaya katılımları tüm dünyada olduğu
gibi Türkiye’de de üzerinde durulan ve araştırılan bir konu. Nedenine
bakıldığında cevap çok basit : gençler politikaya ilgisiz. Oy verme oranları %25 - %40 aralığında, parti üyelikleri %1.5 - %5 aralığında gibi
örnekler verilebilir gençlerin düşük katılım oranlarına. Türkiye’de de durum
benzer. Arı Hareketi’nin
2008’deki çalışmasında gençlerin 1999’daki %62 olan oy verme oranının 2008’de
%48’e düştüğü görülüyor, yine Parlak’ın Hacettepe Üniversitesinde yaptığı
çalışmada 17-22 yaş arası gençlerin sadece %5’inin bir siyasi partiye üye
olduğu görülüyor.
—Neredeysen orada yap.
—Eğlence için ama aynı zamanda gerekli bulduğun için yap.
—Doğaçlama ya da yarı zamanlı yap.
—İdeolojik olarak değil somut olarak yap.
—Öz güvenle yap ve kendine güven.
—Gerekirse sistem içerisinde yap.
Türkiye
gibi ağır askeri müdahaleler yaşamış özellikle 80 darbesi sonrasında partileri,
dernekleri, sendikaları kapatılmış, partilerin gençlik kolları 15 sene kapalı
kalmış bir ülkede katılımın düşük olması olağan karşılanabilir. Bütün bunların
yanında darbe döneminde yaşanan işkenceler, kayıplar, fişlemeler, idam
edilenler, işten atılanlar, çıkarılan kanunlar vs. apolitize gençliğin
temellerini oluşturmuştur. Bu olaylar Türkiye'deki durumu açıklamada
kullanılabilir belki fakat tüm dünyada gençlerin ilgisinin az olmasını nasıl
açıklayacağız?
Politik katılım çok kabaca, hükümetin karar çıktılarını etkilemek için veya etkileme niyetiyle yapılan davranışlar olarak tanımlanabilir. Politik katılım literatürüne bakıldığında politik katılımın 3 veya 4 boyutundan
bahsedilir. En çok bilinen Milbrath’ın kategorilerine bakıldığında sadece pasif
olarak katılan herhangi bir politik davranış göstermeyen “ilgisizler”, minimal
bir katılım gösterip sadece oy veren, politik bir tartışmaya katılan
“izleyiciler” ve bir politik partiye üye olan, eylemlere mitinglere katılan
küçük ve aktif bir grup olan “gladyatörler” olarak 3 gruba ayrıldığını
görüyoruz.
Fakat Bilgi Üniversitesi’nin Gezi Parkı olayları
sonrasında yaptığı çalışmaya baktığımızda çıkan tablo bu şablona uymuyor.
Günlerce direnen, polisin sert müdahalesine rağmen sayıları gittikçe artan,
%53.7’si hayatında hiçbir kitlesel eyleme katılmamış, %70’i kendini herhangi bir siyasi
partiye yakın görmeyen ve kimsiniz diye sorulduğunda kendilerini “Özgürlükçü”
olarak tanımlayan bir grup var ortada. Peki %65’i 19-30 yaş aralığında olan bu gençler Milbrath’ın kategorilerinden hangisine dahiller? Apolitik/ilgisiz denebilir
mi bu gençlere? Ya da sadece oy verip uzaktan takip eden izleyiciler grubuna mı
sokacağız? Ya da bir siyasi partiye üye olmamalarına, hayatlarında hiç eyleme
katılmamış olmalarına rağmen gladyatör mü diyeceğiz? Yoksa yeni bir tanım
mı gerek?
Bang’e göre politik katılım literatürünün çoğunluğu
“free-rider” problemi olarak görülen yani insanların katılım göstermeyip
vatandaşlığın faydalarından keyif almaları durumuna odaklanmış durumda. Bu
görüşe göre esas problem devlette değil vatandaşlarda; ilgisizler ve katılım
göstermeleri için cesaretlendirilmeleri gerekir. Bang’e göre ise vatandaşlar
ilgisiz olmaktan ziyade kendilerinin “gerçek”, “etkili” ve bir “ses” olmalarına
izin vermeyen politik sistemden uzaklaştırılmış durumda. Dolayısıyla katılım
gösterirlerse bunu kendi tanımlarına göre yapıyorlar ve Bang’e göre çağdaş
liberal demokrasiler artan ilgisizlikle değil değişik katılım türleriyle
karakterize edilebilir.
Bang’e göre otoriteyle olan demokratik politik ilişki,
herkesin politikaların oluşumunda fark yaratabilme ihtimali ve imkanı olan
ilişkidir. Buna göre çağdaş politikanın sorunu “free-riding” değil politik
dışlanmadır. Olan şey politik otorite ile “lay people”ın birbirinden
uzaklaşması ve sonuç olarak politik sistemin zayıflamasıdır. En zayıf ve en
savunmasız olanlar ise hem lokal, hem ulusal, hem de global anlamda en çok
dışlananlardır. Bu bağlamda Bang iki yeni politik kimlik geliştiğini öne
sürmekte. Bunlar “Expert Citizen”lar ve “Everyday Maker”lar.
Expert Citizen’ları eskiden aktivist olan ve artık
gönüllü organizasyonlarda, sendikalarda veya özel şirketlerde çalışan,
politikayı; bilgilerini, yeteneklerini ve stratejik muhakemelerini başkalarını
etkilemek için kullanabildikleri, temsil ile katılımın birleşimi olan yeni bir
politik katılım türü olarak gören yeni profesyoneller olarak tanımlıyor. Expert
Citizen’ların kendilerini sistemin dışında veya karşısında değil sistemin bir
parçası olarak gördüklerini söylüyor Bang. Politikacılar, yöneticiler, çıkar
grupları ve medya arasında iş birliği ve uzlaşma sağlamaya çalışan bu kişiler
düşmanlık ve karşı karşıya gelmeden önce diyaloğu yerleştirmeye çalışıyorlar.
Everyday Maker’lar ise politikaya ne ilgisizler ne de
karşılar. Devletle, hükümetle uğraşarak vakit kaybetmek istemeyen, bunun yerine
mümkün olan en düşük seviyede lokal olarak katılımı tercih eden yeni bir grup.
Bang’e göre bu kişiler global düşünceye sahip fakat lokal olarak davranış
gösteren, parti politikalarına hiçe yakın bir ilgi duyan kişiler. Bir görev
duygusuyla ya da bir etki yaratmak için hareket etmiyorlar daha ziyade
bir şeylerin içinde olmayı hissetmek ve kendilerini geliştirmek istiyorlar. Bu
kişilerin inandıkları şeyleri şöyle özetliyor Bang:
—Kendin yap.—Neredeysen orada yap.
—Eğlence için ama aynı zamanda gerekli bulduğun için yap.
—Doğaçlama ya da yarı zamanlı yap.
—İdeolojik olarak değil somut olarak yap.
—Öz güvenle yap ve kendine güven.
—Gerekirse sistem içerisinde yap.
Expert Citizen’lar gibi Everyday Maker’lar da temsili
demokrasinin kurtarılabileceğine inanmıyorlar. Oy vermeleri olası ve
politikadan haberleri var fakat politik kimliklerini devletin vatandaşı olmak
veya bir çıkar grubunun üyesi olmak veya bir sosyal hareketten almıyorlar.
Dünya değişiyor, iletişim değişiyor, teknoloji
değişiyor, kuşaklar değişiyor. Her kuşak yeni zorluklarla yeni tecrübelerle karşılaşıyor ve bunlar yeni kuşakları eski kuşaklardan farklı yapıyor. Dolayısıyla siyaset anlayışı da değişiyor. Önceki kuşaklar için anlamlı gelen siyasi aktiviteler yeni kuşaklara hitap etmeyebiliyor. Bütün bunlar gösteriyor ki yeni bir siyasi katılım tanımına ihtiyaç var. Bilgi Üniversitesi'nin araştırma sonuçları da bu görüşü destekler nitelikte.
Serkan Pakhuylu
Kaynakça
Arı
Hareketi (2008). Türk gençliğinin siyasal tutumları araştırması raporu.
Bang, H. (2004). Everyday makers and expert citizens.
Building political not social capital.
Bilgi Üniversitesi (2013). #direngeziparkı anketi ilk
sonuçları.
Milbrath, L. (1965). Political participation: how and
why do people get involved in politics?
Parlak,
İ. (1999). Türkiye’de gençlik ve siyaset H.Ü. beytepe kampüsü örneği.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder