18 Mayıs 2013 Cumartesi

Yeni bir politik katılım türüne doğru mu?

Gençlerin politikaya katılımları tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de de üzerinde durulan ve araştırılan bir konu. Nedenine bakıldığında cevap çok basit : gençler politikaya ilgisiz. Oy verme oranları  %25 - %40 aralığında, parti üyelikleri %1.5 - %5 aralığında gibi örnekler verilebilir gençlerin düşük katılım oranlarına. Türkiye’de de durum benzer. Arı Hareketi’nin 2008’deki çalışmasında gençlerin 1999’daki %62 olan oy verme oranının 2008’de %48’e düştüğü görülüyor, yine Parlak’ın Hacettepe Üniversitesinde yaptığı çalışmada 17-22 yaş arası gençlerin sadece %5’inin bir siyasi partiye üye olduğu görülüyor.

Türkiye gibi ağır askeri müdahaleler yaşamış özellikle 80 darbesi sonrasında partileri, dernekleri, sendikaları kapatılmış, partilerin gençlik kolları 15 sene kapalı kalmış bir ülkede katılımın düşük olması olağan karşılanabilir. Bütün bunların yanında darbe döneminde yaşanan işkenceler, kayıplar, fişlemeler, idam edilenler, işten atılanlar, çıkarılan kanunlar vs. apolitize gençliğin temellerini oluşturmuştur. Bu olaylar Türkiye'deki durumu açıklamada kullanılabilir belki fakat tüm dünyada gençlerin ilgisinin az olmasını nasıl açıklayacağız?

Politik katılım çok kabaca, hükümetin karar çıktılarını etkilemek için veya etkileme niyetiyle yapılan davranışlar olarak tanımlanabilir. Politik katılım literatürüne bakıldığında politik katılımın 3 veya 4 boyutundan bahsedilir. En çok bilinen Milbrath’ın kategorilerine bakıldığında sadece pasif olarak katılan herhangi bir politik davranış göstermeyen “ilgisizler”, minimal bir katılım gösterip sadece oy veren, politik bir tartışmaya katılan “izleyiciler” ve bir politik partiye üye olan, eylemlere mitinglere katılan küçük ve aktif bir grup olan “gladyatörler” olarak 3 gruba ayrıldığını görüyoruz.

Fakat Bilgi Üniversitesi’nin Gezi Parkı olayları sonrasında yaptığı çalışmaya baktığımızda çıkan tablo bu şablona uymuyor. Günlerce direnen, polisin sert müdahalesine rağmen sayıları gittikçe artan, %53.7’si hayatında hiçbir kitlesel eyleme katılmamış, %70’i kendini herhangi bir siyasi partiye yakın görmeyen ve kimsiniz diye sorulduğunda kendilerini “Özgürlükçü” olarak tanımlayan bir grup var ortada. Peki  %65’i 19-30 yaş aralığında olan bu gençler Milbrath’ın kategorilerinden hangisine dahiller? Apolitik/ilgisiz denebilir mi bu gençlere? Ya da sadece oy verip uzaktan takip eden izleyiciler grubuna mı sokacağız? Ya da bir siyasi partiye üye olmamalarına, hayatlarında hiç eyleme katılmamış olmalarına  rağmen gladyatör mü diyeceğiz? Yoksa yeni bir tanım mı gerek?


Bang’e göre politik katılım literatürünün çoğunluğu “free-rider” problemi olarak görülen yani insanların katılım göstermeyip vatandaşlığın faydalarından keyif almaları durumuna odaklanmış durumda. Bu görüşe göre esas problem devlette değil vatandaşlarda; ilgisizler ve katılım göstermeleri için cesaretlendirilmeleri gerekir. Bang’e göre ise vatandaşlar ilgisiz olmaktan ziyade kendilerinin “gerçek”, “etkili” ve bir “ses” olmalarına izin vermeyen politik sistemden uzaklaştırılmış durumda. Dolayısıyla katılım gösterirlerse bunu kendi tanımlarına göre yapıyorlar ve Bang’e göre çağdaş liberal demokrasiler artan ilgisizlikle değil değişik katılım türleriyle karakterize edilebilir.


Bang’e göre otoriteyle olan demokratik politik ilişki, herkesin politikaların oluşumunda fark yaratabilme ihtimali ve imkanı olan ilişkidir. Buna göre çağdaş politikanın sorunu “free-riding” değil politik dışlanmadır. Olan şey politik otorite ile “lay people”ın birbirinden uzaklaşması ve sonuç olarak politik sistemin zayıflamasıdır. En zayıf ve en savunmasız olanlar ise hem lokal, hem ulusal, hem de global anlamda en çok dışlananlardır. Bu bağlamda Bang iki yeni politik kimlik geliştiğini öne sürmekte. Bunlar “Expert Citizen”lar ve “Everyday Maker”lar.


Expert Citizen’ları eskiden aktivist olan ve artık gönüllü organizasyonlarda, sendikalarda veya özel şirketlerde çalışan, politikayı; bilgilerini, yeteneklerini ve stratejik muhakemelerini başkalarını etkilemek için kullanabildikleri, temsil ile katılımın birleşimi olan yeni bir politik katılım türü olarak gören yeni profesyoneller olarak tanımlıyor. Expert Citizen’ların kendilerini sistemin dışında veya karşısında değil sistemin bir parçası olarak gördüklerini söylüyor Bang. Politikacılar, yöneticiler, çıkar grupları ve medya arasında iş birliği ve uzlaşma sağlamaya çalışan bu kişiler düşmanlık ve karşı karşıya gelmeden önce diyaloğu yerleştirmeye çalışıyorlar.


Everyday Maker’lar ise politikaya ne ilgisizler ne de karşılar. Devletle, hükümetle uğraşarak vakit kaybetmek istemeyen, bunun yerine mümkün olan en düşük seviyede lokal olarak katılımı tercih eden yeni bir grup. Bang’e göre bu kişiler global düşünceye sahip fakat lokal olarak davranış gösteren, parti politikalarına hiçe yakın bir ilgi duyan kişiler. Bir görev duygusuyla ya da bir etki yaratmak için  hareket etmiyorlar daha ziyade bir şeylerin içinde olmayı hissetmek ve kendilerini geliştirmek istiyorlar. Bu kişilerin inandıkları şeyleri şöyle özetliyor Bang:
                           —Kendin yap.
                           —Neredeysen orada yap.
                           —Eğlence için ama aynı zamanda gerekli bulduğun için yap.
                           —Doğaçlama ya da yarı zamanlı yap.
                           —İdeolojik olarak değil somut olarak yap.
                           —Öz güvenle yap ve kendine güven.
                           —Gerekirse sistem içerisinde yap.


Expert Citizen’lar gibi Everyday Maker’lar da temsili demokrasinin kurtarılabileceğine inanmıyorlar. Oy vermeleri olası ve politikadan haberleri var fakat politik kimliklerini devletin vatandaşı olmak veya bir çıkar grubunun üyesi olmak veya bir sosyal hareketten almıyorlar.

Dünya değişiyor, iletişim değişiyor, teknoloji değişiyor, kuşaklar değişiyor. Her kuşak yeni zorluklarla yeni tecrübelerle karşılaşıyor ve bunlar yeni kuşakları eski kuşaklardan farklı yapıyor. Dolayısıyla siyaset anlayışı da değişiyor. Önceki kuşaklar için anlamlı gelen siyasi aktiviteler yeni kuşaklara hitap etmeyebiliyor. Bütün bunlar gösteriyor ki yeni bir siyasi katılım tanımına ihtiyaç var. Bilgi Üniversitesi'nin araştırma sonuçları da bu görüşü destekler nitelikte. 

Serkan Pakhuylu




Kaynakça
Arı Hareketi (2008). Türk gençliğinin siyasal tutumları araştırması raporu.
Bang, H. (2004). Everyday makers and expert citizens. Building political not social capital.
Bilgi Üniversitesi (2013). #direngeziparkı anketi ilk sonuçları.
Milbrath, L. (1965). Political participation: how and why do people get involved in politics?
Parlak, İ. (1999). Türkiye’de gençlik ve siyaset H.Ü. beytepe kampüsü örneği.



Hiç yorum yok:

Yorum Gönder