8 Nisan 2013 Pazartesi

Kurudere Yürüyüşü

Doğa yürüyüşüne gitmeyeli baya olmuştu. Yürüyüş günü genel olarak seyir şöyledir. Pazar günü sabahın köründe - ki genelde 6 civarı - çalan saatin sesiyle uyanma. Sonrasında yatakla sıkı bir mücadele. "Gitsem mi ki yaaaa?" "Hava da bozuk", "uykum da var", "lan bi pazarımız var anasını satayım", "homur homur homurr". Eğer yürüyüş yatağa galip gelirse önce yavaş yavaş enerji dolar bünyeye, sonrasında tertemiz, mis gibi bir hava, hareket, şırıl şırıl su sesi ve huzur. Dönüş yolunda hafif bir uyku, eve varışta hafif bir yorgunluk ama her şeye rağmen ertesi gün zımba gibi bir vücut. Artık bu ritüele alışkın olduğum için yataktan çıkma kısmı o kadar mücadeleli olmuyor bende. Geçenlerde okuduğum ve hoşuma giden bir söz var :

"Why do we sometimes have to force ourselves to do the things we enjoy? — even the things we yearn to do?
It seems like it shouldn’t be true, but it is true: often it takes discipline to take pleasure."

Bugün Kurudere Şelalesi - Ağva'daydık. Hafif bir yürüyüştü ama bol fotoğraflı ve bir o kadar keyifliydi. Fotoğraflar kendilerini anlatıyorlar, sözü onlara bırakıyorum.













































Bir sonraki yazıya kadar kendinize mukayyet olun.

Serkan Pakhuylu



Hiç yorum yok:

Yorum Gönder