18 Haziran 2012 Pazartesi

Kahramanmaraş - 17.06.2012

Motorla gezmeyeli de bloğa yazmayalı da çok olmuş, umuyorum bundan sonra daha sık görüşeceğiz. En son motorla yolu motoru aldığımda Adana'dan Gaziantep'e yapmıştım. Bugün çok yol gitmek istemedim o yüzden Kahramanmaraş'ı tercih ettim. Biraz araştırma sonucunda gözüme 2 yer kestirdim, aslında daha başka yerler de var görünüyor internette ama tavsiye felan olmayınca göz kararı buraları seçtim. Fekat yine gidip kalan yerleri de görmek istiyorum. Gelelim bugünkü geziye.

Eski yol çok kötüydü en son gittiğimde o yüzden otobandan gittim, bu sebeple yoldan foto yok. Kuru yolun nesini cekicem zaten... Neyse ilk durağım Kahramanmaraş merkez. Daha önce gezmiştim o yüzden şöyle bir kabasını alıp, biraz dinlenip kaçtım. İşte Ulu Camii.






















Şöööyle bir kapalı çarşıyı dolaştım, hakikaten kapalıydı :) Lan turistik yer pazar günü kapalı olur mu... adamlar tok demek ki... Allah'tan seyyar satıcılar var...




Çay içerken dertli bir kemancı döktürüyordu. Ben beğendim bakalım siz beğenecek misiniz?


Daha sonra kaleye çıktım. Kaleden bir kaç kare...











Maraşlılar da bizim gibi pikniği seviyorlar herhalde gittiğim heryerde piknikçiler vardı, kalede bile...




Artık yola çıkma vakti. Kayseri yolundan ilerliyorum, yol keyifli hele ki bizim gibi suya hasret olanlar için...











Ve en sonunda Başkonuş Yaylasındayım. Kafamda farklı bir imajı vardı buranın ama bildiğin piknikçi mekanı çıktı :) Bir tesis yapmışlar neyseki de bi şeyler atıştırabildim. O da açılalı 6 ay olmuş, 6 ay önce gelsek bi tarafımıza baka baka geri dönecekmişiz.







Şurda bir hamak olacak ne uyunur beeeee...

Şu pideye 75 kuruş istediler, çayla su da ikram. Çok yaşamaz bu işletme :)










Canlı müzik hazırlıkları vardı ama başka bir zamana bırakarak yine yola düştüm.


Şu kareden bir dakika önce motorum yan yatmış durumdaydı... Ne ağırmış bu meret dengeyi bi kaybettim direkt yerde... Ama bi kartal durdu da abiyle kaldırdık neyse ki... Bir an aha burda kaldım diye düşünmedim değil ama...



1 saatlik bir yolun ardından Döngel'deyim. Girişte yine bir piknik alanı var.



Piknikçileri geçtikten sonra dik ve yorucu bir yoldan yukarıya çıkmak gerekiyor. Ama su sesi yorgunluğu unutturacak cinsten.





Ve işte mağara... 

Bildiğin kara kuru mağara işte...

İncedeeeenn bir şelalemtrak var ama en önemli özelliği aşağıda...















Artık ben ayak bastım bu mağaraya, böyle bir tanıtım kampanyası düzenleyebilirler :p
















Tekrar dönüş yolu, artık acıktım gidem de yemek yiyem...

Dönüşte gençler balık tutuyorlardı. 
Kırmızılı beni camiye kadar atar mısın dedi, kırmadık tabi... Çocukların yoğun ilgisiyle karşılaşıyorum her gittiğim yerde, nedir bu erkek çocuklarının motor sevdası hiç anlamıyorum :p 



Eveeeeeetttttt... geldik günü taçlandıracak seremoniye. 



Kiremitte tava, lavaş ve ayran... 












ve üstüne maraş diyince akla ilk gelen şey...



kesme dondurma... 

Artık dönüş vakti... Güzel ve hızlı bir yolculuğun ardından evimdeyim.





Bu da kapanış fotoğrafı olsun...














Motorla yolda olmayı çok özlemişim o yüzden bu pazar iyi ki yapmışım dediğim bir gezi yaptım. Yaklaşık 320 km yol teptim ve şu anda oturmakta zorlanıyorum. Değdi mi değdi :)

Hepimize bol gezili günler...

Serkan Pakhuylu

2 yorum:

  1. Guzel gezi, guzel fotograflar.. Eline saglik..
    Hayirli gunlerde kullan motorunu Serkancim :)

    YanıtlaSil
  2. teşekkürler Hilalcim...

    YanıtlaSil