Hazırlıkların ardından asfaltla başlıyoruz turumuza.
Millet yaşıyor valla... Sıra sıra orman evlerini dizmişler mis gibi Çam kokusu eşliğinde artık mangal mı yapıyolardır battaniyeye sarılıp manzarayı mı izliyorlardır günahları boynuna...
Bu yokuş bitirdi beni. Kondisyonsuz olduğumu biliyordum ama bu kadar çabuk dert yanmaya başlayacağımı tahmin etmezdim.
Mangal yapacağımız yerdeyiz ama ufak bir gidiş-dönüş yapacağız.
Çocuklar için süper bir yer... Sal düzlüğe gerisini düşünme...
Ve ağaçların arasından başlıyoruz kısa gezintimize...
Bu arada çiçek toplayanlar da olmuyor değil tabi :)
Eskiden gölet olan ama artık ottan ibaret olan alandayız...
Enerjisi fazla gelen bir arkadaş...
Sonunda gezinin en keyifli 2. yeri olan sucuk-ekmek molası... oy oyy oyyyyy... yazarken bile ağzım sulandı...
Ve biraz hareket... Yıllaaaaar yıllaaaaar sonra yakan top :) Oynamaktan çok çekemedim, tek fotoyla idare ediverin artık... Kaleci gibi yere uzandığım pozisyon dışında acayip eğlenceliydi, özlemişim valla :)
Yemekten ve yakan toptan sonra kısa bir inişli çıkışlı yolla başlıyoruz...
İneklere bekçilik yapan ve bizi de baya bir koklayan köpecik...
Ve ölümcül çıkış... Bisiklet üstünde durmanın imkansız olduğu kola ve bacağa kuvvet dik bir yokuş...
Veeeeeeeeeeeeeeee sıra geldi gezinin en keyifli yerine... Acayip tatlı ve süratli bir iniş... 3 yıl geçmesine rağmen tadını bir türlü unutamamıştım, tazelemek iyi geldi...
Manzara gerçekten "iyi ki geldim" dedirtecek türden...
Maalesef daha önceki turda olduğu gibi bu turda da bir kaza yaşıyoruz. Ön tekerin milinin kırılması sonucunda bir abimiz omuz üstü yere çakılıyor. Neyse ki ciddi bir rahatsızlığı yok.
Bir yandan da bu duruş iyi ki olmuş diyorum çünkü benim de lastiğim patlamış. Tam harekete geçecekken gelen sesi farketmem sonucunda lastiğin patlamış olduğunu gördüm. İyi ki bir kaza olmadan farkettim yoksa ya tekeri yaracaktım ya kafayı. Sağolsun Funda, Koray ve Gökcan hocamın yardımlarıyla 5 dakikada bisikletim hazırdı. Bana iş kalmayınca ortaya bu fotolar çıktı...
Gezinin sonuna yaklaştık artık ve Kızılcahamam civarında bir köydeyiz... Fotodaki teyzenin böğürtlenlerini mideye indirirken çıkageldi ve sağolsun acayip güzel elmalarından ikram etti bize... Üstüne de soruyor kişi başı kaç tane düştü diye, daha da verecekti ama zor ikna ettik yeterli olduğuna... Gurban olurum gurbaannnn... Anadolum insanının bu eli açıklığı, gözü gönlü tokluğu... süper...
Ve artık toparlanma vakti...
Sabah 9da yola çıktığımız gezimiz akşam 7 civarı son buldu. Sıcak bir ortamda yeni insanlar tanıyarak geçirdiğim güzel bir gün oldu kendi adıma. Umarım bu sefer 2 tur arası öncekiler gibi uzun olmaz... Duydun mu Deltaaaaa...
Çok başarılı bir gezi olmuş. Şahane :)
YanıtlaSilYeni keyifler bulunca eskileri çıkarmamak lazım hayattan sanırım...
Enerjisi fazla gelmiş abiye diyecek birşey bulamıyorum. :)
YanıtlaSilverilmis sadakan varmis, hem tekeri hem kafayi yarilmaktan kurtarmissin :)
YanıtlaSilgezi guzel, anlatimin bir o kadar samimi ve akici.. eline saglik..
Portia: çok haklısın portiacim... kusturmemek lazim eskileri...
YanıtlaSilCaglar: :) abi haftada bilmem kac gün spor yapıyor, onun hakkını vermek istedi herhalde...
Hilal: teşekkürler Hilalcim...