24 Ağustos 2009 Pazartesi

Mihalıççık - Nallıhan - Beypazarı - 23.08.2009

Bu hafta uzun süredir yapmak istediğim fakat bir türlü denk getiremediğim grup sürüşünü gerçekleştirdim. Kanka'larla Ankara - Yunusemre - Mihalıçcık - Nallıhan - Beypazarı - Ayaş - Ankara güzergahında sürdük. Grubun keyifli oluşu geziye de yansıdı haliyle ve son derece keyifli bir sürüş oldu. Burada olanlar varsa tekrar bu keyifli gezi için hepsine tek tek teşekkürler.

İlk molamız Sivrihisar yakınında Mihalıççık dönüşünden hemen önceki tesis...






























İkinci durak Yunus Emre...




























































Meraklı bakışlar her gittiğimiz yerde bizimleydi :)





















Bir sonraki durağımız Mihalıççık...































Mihalıççık'taki enfes soframız...
















Mihalıççık - Nallıhan arasındaki yol, kıvrımlarıyla ve yeşilliğiyle son derece keyifliydi...











































































































Hamakta uzanmak kadar olmasa da motorun üzerinde uzanmanın da tadına doyum olmuyor, hele uzun yol sonrası...

















Ben bu kombinasyona bayılıyorum yahuuuuu...

















Son durak Beypazarı ve tabi yemek...





































Nasıl bir acıkmışım ki grubu çekmek aklıma bile gelmedi :)

Bu hafta toplamda 424km yol yaptım ve yine bol dur kalklı bir gezi olması yorgunluğu da en aza indirdi haliyle. Grup sürüşü keyifli olmasına keyifli ama istediğiniz yerde durup fotoğraf çekememek en önemli eksisi, tabi öndeki ve arkadaki motosikleti kontrol etme de işin içine girince uyaran sayısı da artıyor bu da zaman zaman dikkatsizliğe ve gelip geçen araçları geç farketme gibi şeylere sebep oldu bende. Ya ilk grup sürüşüm olduğu için benim acemiliğim ya da grupla sürüş fazladan efor isteyen bir iş. Ama her halükarda yalnız gezmenin de grupla sürmenin de kendine has tatları var.

Araya yıllık izin de girecek bakalım bir sonraki geziye kadar nasıl sabredeceğiz...

10 Ağustos 2009 Pazartesi

Abant - 09.08.2009

Bu hafta yalnız olacaktım o yüzden bildik bir yere gitmeye, gölge bir yer bulup altına serilip kitap keyfi yapmaya karar verdim. Barış Manço'nun da dediği gibi:

"barış der biraz tuzum ekmeğim olsa
buz gibi pınar suyundan bir testim olsa
bir de şöyle püfür püfür bir çınar gölgesi
kaç kula nasip olur ki keyfin böylesi..."

Biraz uzak da olsa bunun için en güzel yer tabi ki Abant. Her mevsim ayrı güzel gerçekten. Tek olmanın verdiği rahatlıkla saat 9:00 gibi kalktım. Hazırlık, motoru alma faslı, kahvaltı derken yola çıkmam 10:30'u buldu. Ama rahatım koca gün benim ne de olsa.

Ankara'dan uzaklaştığım ne kadar belli :)














































Dur kalklı uzun bir yolculuğun ardından Abant'tayım.









































































































































































































Gölün etrafında 2 tur attıktan sonra gözüme kestirdiğim bir ağaç gölgesine sığınıyorum ve yanımda getirdiğim atıştırmalıklarıma dalıyorum...



































Aslında kendime dandirik sandviçler de hazırlamıştım ama mangal yapanlar sağolsunlar mis gibi kokutmuşlardı ortalığı. Benim neyim eksik diye düşünerekten gelirken otoban üzerinde gördüğüm Sebahattin'in yerinde Akçaabat Köftesi yemeye karar verdim, iyi ki de öyle yapmışım köfteler süperdi. Saat 16:00 gibi Abant'tan çıktım ve kurt gibi acıkmış olarak Sebahattin'in yerindeyim.































Ve sıradaki fotoğraf o kadar su ve yeşillikten sonra neden Ankara'da yaşıyorum sorusunu gündeme taşıyan bir fotoğraf. Hakikaten ne yapıyorum ben burada yahuuuu...
















Ve güzel bir sahneyle günün sonu...
















Bu hafta kendimi aştım ve toplamda 486 km yol yaptım. Bol dur kalklı olunca geçen seferki gibi yorucu olmadı neyseki. Saat 20:00 sularında evimdeydim ve tadı damağımda kalan bir geziyle günü noktalamış oldum. Artık haftaya nereye gitmeliyi düşünmeye başlamalı...